7 Nisan 2012 Cumartesi

Beni biraz daha öldür Sebe!...





Beni biraz daha öldür Sebe!... 

Çekişmelerden uzak 
Saflık dönemimin kaynağı gibi 
Kutsal bir tapınağa sığınırcasına 
Çocukluğumun yeşil cennetini çağrıştırıyorsun bana 
Yalnızlık ve acının köklerini yüreğimde kurutup 
Kendimi bir sürgün gibi hissettiğim günlerden ırak 
Cinselliği yaşarken teninde 
Soğuk bir meleğin düşüne sığınır gibi 
Ne kadar kusurum varsa bir fermanda toplayıp 
Dudaklarından yaka yaka... 
Beni biraz daha sula! 
Beni biraz daha öldür Sebe!... 

İpek tenli 
Uzun boyunlu 
Havana kokulu 
Doymak bilmeyen bir tanrıça gibi 
Uzak iklimleri anımsatan sevginle 
Büyücü kadınlar gibi inanmadığın şeyler söylemeden 
Şehvetin yasak meyvesini ısırttırıp bana 
Yitip gitmeye can attığım sonsuzluğun özlemi içinde 
Gözlerin sarnıç misali boşaldıkça dolaraktan 
Beni biraz daha soy! 
Beni biraz daha öldür Sebe!... 

Ve sen kadınım!.. 
Sınırları bilinmeyen bir el tarafından çizilmiş 
Açık hava hapishanesi gibisin bana 
Hüzünlü pencerelerine düşen güneşi 
Yağmurlarla kırıyorsun 
Ne kadar kusurum varsa bir fermanda toplayıp 
Nefesinden nefesime davetiyeler yollayıp 
Yanaklarından sıza sıza 
Beni biraz daha sev! 
Beni biraz daha öldür Sebe!... 

Sarhoş bir kayığın 
Fırtınada liman araması gibi bedenim 
Dinginliği şehvet kokan yatağında aramak 
Sevilen bir kadının öpücüklerinde akmak, 
Yatışmayan hıçkırıkları bir çırpıda yutup 
Dudaklarından yayılan tat kadar 
Teninden yayılan kokuyu duyumsamak istiyorum 
Beni biraz daha öldür Sebe!... 

Ve sen kadınım!... 
Gizemli bir aynaya benzersin 
Baktıkça daha derin 
Baktıkça daha benim 
Saçların!... 
Mutluluğun sessizlikle birleştiği 
Zamanın doğurgan olduğu 
Derin derin solunan bir ülkeyi çağrıştıran 
Yelkenlilerin dizildiği 
Gemici türkülerinin birbirine karıştığı yerdir 
Çölde susuz kalmış bir gezgin gibi 
Düş kokan saçlarına dolanırken hayallerim 

Ve ben!... 
Deniz dalgalarıyla yorgun düşen kıyılar gibi 
Sevdiğim kadının gözlerine tutulup kalayım 
Bedenini sıradan bir dişi gibi algılamayıp 
Sana sunma zayıflığını göstermeden 
Coşkuyla uçurum arasında gidip gelmeden 
Yalnızlığın yasasını tersine çevirip 
Her türlü kuşkudan uzak öpüşmek seninle 
Bağışlayıcılığımla önünde elpençe durup 
Bir yatıra yalvarırcasına tenine ram olurum 

Ve sen kadınım!... 
Kısır kadının soğuk yüceliğinde 
Güzel gözlü kadına kutsallık veren 
Ulu ve güçlü kılıp benliğini 
Beni kendine inandırmaya çalışan melek kadar 
Yüreğimde çiçekler açtırarak dokunursun bana 
Ne kadar kusurum varsa bir fermanda toplayıp 
Arzulu bakışlarında bağışlarsın beni 


Öldür ki 
Öldükçe ben 
Öldükçe sen 
Öldükçe sevda olurum 
Sevdamıza adanan kurban olurum 
Beni biraz daha öldür Sebe!... 



Bekir Kale Ahıskalı 
2010 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder